Blog

ÇOCUKLARDA ÖFKE

ÇOCUKLARDA ÖFKE-aksaray psikolog

Ebeveynlerin en çaresiz kaldıkları zamanlardan biri de çocuklarının öfkeleri ile başa çıkamadıkları zamandır. İstediği yapılmayan her çocuk, ısırma,bağırma,vurma,saç çekme gibi farklı yollara başvurabilir. Yaş ilerledikçe öfkeyi yansıtma şekilleri de değişir. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise öfkeyi yansıtma biçimi ile çocuğun zihinsel gelişimi arasındaki ilişkidir. 2 yaşındaki bir çocuğun öfkelendiğinde annesine/babasına vurması ile 10 yaşındaki çocuğun annesine/babasına vurması arasında farklar vardır.Çocuk büyüdükçe öfke kontrolü öğrenilmesi gereken bir özelliktir.

Peki çocukları ne öfkelendirir?

*Haksızlığa uğramak ve fiziksel ceza ile karşılaşmak

*Çocuğun sınırlarına müdahale etmek

*İsteklerin ve fiziksel ihtiyaçların karşılanmaması, verilen sözlerin tutulmaması

*Anne baba ve öğretmenlerin aynı durum ve davranışlar için farklı tutum sergilemeleri,

*Kardeşi ya da diğer çocuklarla karşılaştırılması, çok sık eleştirilmesi ve çocuktan yapamayacağı şeylerin beklenmesi

*Okul başarısızlığının yarattığı yetersizlik duygusu

*Çocukların, yakın çevresindeki büyüklerin sık sık öfkelendiklerini ve isteklerini bu yolla gerçekleştirdiklerini görerek öfke davranışını öğrenmesi.

 *Aşırı öfkenin normal sayıldığı öfkeli ailelerden gelen çocuklar, öfkelenmeyince kendilerinin dinlenmeyeceğini,beklentilerine cevap alamayacaklarını öğrenirler.

 *Evde ya da çevrede fiziksel ve cinsel açıdan istismar edilerek benliğin zedelenmesi

 *Günümüzde ise, okul, iş, aile, arkadaş ortamlarında yaşanan sosyal iletişim eksikliklerinin yol açtığı güçlükler olabilir. Bu güçlüklerin sonunda öfke ve saldırganlık yaşanabilir.

Eğer çocuğunuzun öfkesi, başkalarına veya kendisine yönelik fiziksel saldırılara dönüşüyorsa, öfke sizin için ciddiye alınması gereken bir konu olmuştur. Bu durum, çocuğunuzun duygusal alanı ile ilgili destek çalışmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Çocuğunuza öfkesini ifade etmesi için nasıl  yardımcı olabilirsiniz?

  *Öfke nöbeti yaşayan bir çocuğun istediğini elde etmesini sağlamaktan kaçınılmalı, öfkeli olduğu zamanlarda çok kısa bir süre bile sakin kalarak durumla başa çıktığında onu takdir edin

 *Duygularını fark etmek ve bunu paylaşmak, duygularının kaynağını ve sonucunu gözlemleyebilmek, duyguların yönetilmesinde yardımcı olur. Örneğin günlük tutmak, ya da resimlerle duygularını anlatmak

 *Çocuğa karşı anlayışlı olup gerçekleşmesi mümkün olabilecek ya da olmayacak davranışlar değerlendirilmeli, mantık dışı olabilecek isteklerin gerçekleşmesinin neden mümkün olmadığı uygun bir dille anlatılmalıdır.  

 *Öfke model alındığı için de öğrenilmiş olabilir. Bu yüzden anne babaların çocuğu için uygun model olması gerekir.  Ev ortamında; sorun çözme ve etkili iletişim becerilerinin kullanılıyor olması öfke kontrolünü olumlu yönde etkileyebilir.

  *Öfke krizlerinde mola almak, ortam değiştirmek veya nefes egzersizleri yapmak, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırmak gibi teknikler sakinleşmede yardımcı olabilir.  

Çocuğunuzun kızgınlığını anlamaya ve bununla baş etmeye yönelik tüm çabanıza rağmen öfkesi aşırı ve devamlı ise, aksaray dinamik psikoloji merkezi olarak klinik psikologumuzla hizmetinizdeyiz. Destek için bizimle iletişime geçmeniz yeterli!

Aksaray Dinamik Psikoloji   

İletişim; 0382 201 00 22

Kaynakça,Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu (Çocuk ve Ruh Sağlığı)  

 

 

Sağlıklı beslenme takıntısı “Ortoreksiya”

  • Sağlıklı beslenme takıntısı “Ortoreksiya”

Yemek yeme canlıların doğasında olan en temel biyolojik ihtiyaçlardan biridir. Onsuz bir yaşam düşünülemeyeceği gibi bazı durumlarda bu vazgeçilemez ihtiyaç karşımıza sorun olarak da çıkabilmektedir. Teknolojik ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak modern dünyada yaşanan hızlı değişimler insan hayatının her dönemini etkilemiş, kültürler, alışkanlıklar, yaşam biçimleri gibi yeme alışkanlıkları da bu değişimlerden nasibini almıştır

21. yüzyılda, sağlıklı besin, sağlığın geliştirmesiyle bağlantılı konular arasında düşünülen ve önemi vurgulanan kavramlardan birine dönüşmüş, besinler, doğal ya da doğal olmayan şekilde sınıflandırılarak her yerde bulabileceğiniz doğal besin satan mağazalarda satılmaya başlanmıştır.

Sağlıklı beslenme davranışı patolojik bir durum olmamakla birlikte, uzun süreli ve aşırı uğraşı haline dönüştüğünde, günlük yaşamı, kişilik ve davranışı olumsuz şekilde etkilemeye başladığında sorun haline gelmekte ve karşımıza yeme bozukluğu olarak çıkmaktadır

Cartwright (2004), Ortoreksiya Nervozayı sağlıklı beslenme ve doğal diyet tüketme eğiliminin aşırı olması ve bu aşırılığın kişinin günlük yaşantısına müdahale edecek boyutta takıntı haline gelen yeme bozukluğu olarak tanımlamıştır.

Ortorektik kişilerin yedikleri yiyeceklerin miktarından çok besinlerin kalitesi ile ilgilendikleri belirtilmiştir, Ortrorektik bir kişi, besin seçiminde besinlerin saflığı,yapay veya katkı maddelerini veya koruyucu içerip içermedikleri gibi konularda oldukça titizdir. Ortorektikler yapay renklendirici, tatlandırıcı, koruyucu, pestisit kalıntıları veya genetiği değiştirilmiş içerik, sağlıksız yağlar, tuz, şeker veya diğer içerikleri fazla olduğunu düşündükleri besinlerden takıntılı bir şekilde kaçınırlar. Hazırlama biçimi, mutfak gereçleri veya kullanılan diğer aletler konusunda da takıntılıdırlar.

Ortorektik bireylerin geçmişlerinde anoreksiya nevroza öyküleri vardır. Ortorektikler, abartılmış bir kişisel bakım ve koruma gereksinimi olan, dikkatli, detaycı ve temizliğe düşkün kişilerdir. Bu takıntı, sosyal ilişkilerde kayıplara, besinler hakkında takıntılı kaygılar anlamında duygusal memnuniyetsizliklere yol açar. Ortoreksiyada, hastalar başlangıçta, sağlığı geliştirme, bir hastalığı tedavi etmek veya kilo vermeyi amaçlamış olsa da sonuçta diyet hayatlarının en önemli parçası haline gelmektedir

Ortoreksiya sorunu yaşayan bireyler zamanlarının büyük çoğunluğunu besinler hakkında düşünerek geçirirler ve sıklıkla tüm varlıklarını sağlıklı olduğunu düşündükleri besinleri satın alma, hazırlama ve tüketimini planlamaya adarlar. Onların yeme davranışları muhtemel tek davranış haline dönüşür ve yaşam tarzlarının ve başka bireylerin yeme davranışlarının üzerinde bir önem yükleyerek genelleştirirler

Yapılan araştırmalar sonucunda, Ortoreksiya görülen kişilerde obsesif-kompulsif ,yüksek anksiyete, dış çevreyi kontrol etme gereksinimi ve mükemmeliyetçilik gibi bazı davranışların görülebileceği belirtilmiştir

Sosyal Fobi Nedir?

Pek çoğumuz yeni biriyle tanışırken,yeni bir ortama girerken, sınıf ya da iş ortamı gibi kalabalık yerlerde konuşma yaparken heyecanlanabilir ve çekingen davranabiliriz. Ancak sosyal fobi(sosyal anksiyete bozukluğu) utangaçlıktan ya da bazı durumlarda heyecanlanmaktan çok daha fazlasıdır. Sosyal fobisi olan kişiler gülünç duruma düşme,rezil olma,eleştirilme,başkaları tarafından yargılanma korkularını o kadar yoğun yaşarlar ki,buna zemin hazırlayan her türlü ortamdan kaçmaya çalışır ve günlük hayatlarını aksatabilirler.
Peki sosyal fobinin belirtileri nelerdir?
Sosyal fobide korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar yüz kızarması,terleme, ağız kuruluğu,çarpıntı,nefes kesilmesi,nefes darlığı,mide barsak sisteminde rahatsızlık,kas gerginliği,titreme gibi. Bu sırada aklından geçen düşünceler “güçsüzüm, yetersizim, çirkinim,sevilmeye layık değilim, hata yapmamalıyım,mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim,rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım” şeklindedir. Bu düşünceler sonrasında oluşan kaçınma belirtileri ise korkulan ortama girmeme,korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.
Yapılan arastirmalara göre, sosyal fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi,bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. Sosyal fobide en sık uygulanan tedavi yöntemi Bilişsel ve Davranışçı Terapidir. Bilişsel terapide kaygı duyguları ve bu kaygıya karşı oluşan bedensel tepkileri tanıma,kaygı doğuran durumlardaki düşüncelerin ne olduğunu anlama,bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme gibi aşamalar vardır. Davranışsal terapide ise model olma, yakınmaların üstüne gitme, rol oynama, gevşeme egitimi, sosyal beceri eğitimi gibi her hastada farklı uygulanabilecek yöntemler vardır. Tedavi edilmeyen sosyal fobi kişinin yaşamında , okulda başarısızlık, mesleki kısıtlılık, arkadaşlık kuramama, depresyon, alkol kötüye kullanımı,intihar girişimleri gibi bir çok olumsuz duruma yol açar…